Laodikeia

Türkiye Antik kent

Laodikeia

Antik adları: Laodicea ad Lycum, Diospolis, Rhoas, Roas, Trimitaria, Ladik

Fotoğraf: Biologg

Laodikeia'nın 285 metrelik mermer stadyumu Anadolu'nun en büyüğü; kent ayrıca iki tiyatrosu, sütunlu caddesi ve Yedi Kilise'den birine ev sahipliği yapmasıyla bilinir.

Son güncelleme:

Laodikeia, Türkiye, Denizli konumunda bulunan antik bir kenttir. Başlıca dönemleri: Hellenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans Dönemi, Kalkolitik Dönem, Tunç Çağı.

Laodikeia'nın stadyumu 285 metre uzunluğunda, 70 metre genişliğinde ve baştan sona mermerdir; Anadolu'nun en büyüğü olarak bilinir. Üstelik bu dev yapı, Denizli'nin Pamukkale ilçesinde Goncalı Mahallesi çevresine yayılan antik kentin yalnızca bir parçasıdır. Aynı alanda iki tiyatro, dört hamam kompleksi, beş agora ve beş nymphaeum (anıtsal çeşme) bulunur.

Antik yazarlar kente çoğunlukla Laodikeia ad Lykum, yani Lykos kıyısındaki Laodikeia der. Selçuklu ve Osmanlı döneminde aynı yer Ladik adıyla anılırdı. Buradaki kilise, Yeni Ahit'te adı geçen yedi Asya kilisesinden biridir ve kenti Hristiyan dünyası için ayrıca önemli kılar.

Yerleşim yaklaşık M.Ö. 5500'den M.S. 7. yüzyıla kadar kesintisiz sürdü. Kent M.Ö. 3. yüzyılın ortasında kuruldu, Roma çağında yün ve tekstille zenginleşti, depremlerle defalarca yıkıldı ve her seferinde yeniden ayağa kalktı.

Konum ve çevre

Kentin çevresinden üç su yolu geçer: batı ve güneybatıda Asopos (Gümüşçay-Goncalı Deresi), güneydoğuda Kapros (Başlıçay), kuzeydoğuda Lykos (Çürüksu). Yer adı bugün Eskihisar olarak da bilinir. Antik yolların kavşağında oluşu, Seleukos politikasına uygun bir seçim olması ve askerî, idari ve ekonomik konumu Laodikeia'yı bölgenin ana merkezi yaptı. Yerleşim ızgara (hippodamos) planlıdır, yaklaşık 5 km'lik bir alana yayılır ve dört yanı nekropolle, yani mezarlık alanlarıyla çevrilidir.

Tarihçe

Batı ve güneybatı kesimlerdeki yüzey araştırmalarında M.Ö. 3500'e (Geç Kalkolitik) ve M.Ö. 3000'e (İlk Tunç Çağı I) giden çanak çömlek ve çakmaktaşı parçaları bulundu; ilk yerleşim su kaynağı Asopos'un çevresinde toplanmış görünüyor. Batı Nekropolü'nden çıkan kaplar daha da eskidir: Erken Kalkolitik'e (M.Ö. 5500) aittirler ve Lykos Vadisi'nde bugüne dek saptanan en eski buluntulardır. Plinius, Hellenistik kentin önce Diospolis, sonra Rhoas adıyla bilinen kutsal köylerin üstüne kurulduğunu yazar.

Seleukos kralı II. Antiokhos kenti eşi Laodike'nin adına M.Ö. 261-253 arasında kurdu. Laodikeia tarih sahnesine M.Ö. 220'de, Akhaios'un isyanıyla girdi; Akhaios kendini burada kral ilan etti ve adına sikke bastırdı. Kent Magnesia Savaşı'na dek Seleukos yönetiminde kaldı, Apameia Barışı'ndan (M.Ö. 188) sonra Bergama Krallığı'na bağlandı. III. Attalos'un vasiyeti üzerine M.Ö. 133'te Roma'ya geçti ve M.Ö. 129'dan itibaren Asya Eyaleti'nin parçası olarak Roma'dan gelen valilerce yönetildi.

Roma çağında kent hem yün ticaretiyle hem de yolların kesiştiği yerde olmasıyla büyüdü. Mithridates Savaşları'nda (M.Ö. 88-85) ağır zarar gördü. Kilikya valisi Cicero M.Ö. 51'in sonu ile 50'nin başında yaklaşık on hafta burada kalıp yargı işlerini yürüttü. Roma bu sıralarda Laodikeia'yı Kibyra Conventus'unun (yargı bölgesinin) merkezi yaptı. Tiberius devrinde kent, Frigya'nın en görkemli ve en zengin kenti sayılıyordu.

M.S. 60 depremi Lykos Vadisi'ndeki kentlerin hepsini yıktı. Hierapolis ve diğerleri imparatorluk yardımıyla toparlandı; Laodikeia ise kendi imkânlarıyla onarıldı. Hadrianus 135'te kenti ziyaret edip imarı destekledi ve kent onun zamanında ilk kez neokoros unvanını aldı. İmparator kültünün tapınağını barındıran kentlere verilen bu şeref unvanı Commodus devrinde ikinci kez kazanıldı, ama imparatorun 192'deki ölümünden sonra geri alındı. Septimius Severus döneminde dinsel ve kamusal yapılar çoğaldı, Caracalla da 215'te kenti gezdi.

Diocletianus M.S. 284-305 arasında idari reformlarla Frigya'yı bölünce Laodikeia, Frigya Pacatiana'nın metropolisi, yani başkenti oldu. Hristiyanlığa serbestlik tanınması (313) kenti yeni bir konuma taşıdı; kent 325'te İznik Konsili'nde Frigya Pacatiana'nın idari birimi olarak temsil edildi. 4. yüzyılın ikinci yarısında bir deprem kenti yeniden yıktı. Laodikeia Synodu, yani kilise toplantısı 343-381 arasında burada yapıldı. 395-396'da alınan bir kararla kent surla çevrildi; surda eski Roma yapılarının blokları kullanıldı ve Hellenistik ile Roma yerleşimlerinin bir bölümü surun dışında kaldı.

M.S. 494'te Anastasius döneminde yaşanan büyük deprem kenti tümüyle yıktı ve Laodikeia bir daha toparlanamadı. 6. yüzyılda bir deprem daha oldu. 7. yüzyılın ilk çeyreğinde, Focas döneminde, yıkıcı bir depremin ardından Arap akınları ve zarar gören su yolları da eklenince halk güneydeki Denizli-Kaleiçi ve Hisarköy'e taşındı ve yerleşim terk edildi. Bölge 1206'da tümüyle Türklerin denetimine geçti, Kaleiçi'ndeki yerleşim Lâdik adını aldı. Sonraki yüzyıllarda antik yapılar kireç, mermer ve traverten ocağı gibi kullanıldı.

Kentin kişileri ve olayları

Kentin adı II. Antiokhos'un eşi Laodike'den gelir. Akhaios, Cicero, soylu Laodikeialı Zenon, Hadrianus, Caracalla, stadyumu yaptıran Nicostratus ve Prokonsül Frontinus tarihte öne çıkan adlardır. Zenon, M.Ö. 40 dolaylarında Parthlarla birlikte gelen Labienus'a direndi; karşılığında Roma ona Pontos Bölgesi'ni armağan etti, kentliler de Roma yurttaşlığı ayrıcalığını kazandı. Hristiyanlık açısından Laodikeia hem Yeni Ahit'in yedi Asya kentinden biridir hem de Synod'a ev sahipliği yapmıştır.

Öne çıkan yapılar

Suriye Caddesi

Kent merkezinden doğuya, Suriye Kapısı'na uzanan sütunlu ana cadde toplam 900 m'dir. Caracalla Çeşmesi ile Doğu Bizans Kapısı arasında kalan 400 m'lik şerit kazılıp ayağa kaldırılmıştır. Açılan kesimde cadde 7,30 m genişliğindedir. İki yanında portikler, yani sütunlu yürüyüş yolları vardır; bunlar 4,30 m derinliğindedir, birer ya da ikişer basamakla yükselir ve arkalarında dükkân girişleri sıralanır. Caddenin altından, 1,20 m genişliğinde ve 1,85 m yüksekliğinde bir ana kanalizasyon kanalı geçer.

Kuzey yanında A Evi, Tapınak A, Septimius Severus Çeşmesi ve Kuzey Agora'nın propylonları (anıtsal giriş kapısı) sıralanır; güneyde Merkezi Agora vardır. Cadde M.S. 494 depremine ve 7. yüzyıl başındaki terk edilişe dek kullanıldı.

Stadyum

Kentin güneyindeki stadyum kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır; doğal zemin oyularak yapılmıştır, tamamen mermerdir ve iki ucu da sphendone denen yarım daire biçimindedir. Yaklaşık 20-25 bin kişi alır. Batı girişindeki yazıt, yapıyı Nicostratus'un yaptırıp İmparator Titus'a ithaf ettiğini, yani M.S. 79'a ait olduğunu bildirir. 2010'daki çalışmalar yapının Bizans çağında da yoğun kullanıldığını ve güneyine bir kilise eklendiğini gösterdi. 1863'te Denizli-Aydın demiryolu yapılırken güney cephenin büyük bölümü ise yok oldu.

Batı ve Kuzey tiyatroları

Batı Tiyatrosu Hellenistik geleneğe uygun olarak doğal yamaca oyulmuştur ve öğleden sonra esen batı rüzgârlarını alacak biçimde yönlendirilmiştir. M.Ö. 2. yüzyılda yapılmıştır; cavea, yani oturma basamaklarının oluşturduğu yarım daire 85 m çapındadır ve yaklaşık 8.000 kişi alır. Sahne binası M.S. 5. yüzyıl başında kent surunun parçası yapıldı, tiyatro ise 7. yüzyıl başına dek kullanıldı.

Kuzey Tiyatro M.S. 2. yüzyıla tarihlenir. Cavea çapı 112 m, kapasitesi yaklaşık 12.000 kişidir. Oturma basamaklarında dernekler ile önde gelen ailelerin adları yazılıdır.

Kuzey (Kutsal) Agora ve Tapınak A

İki tiyatronun arasında, Suriye Caddesi'nin kuzeyinde kalan Kuzey Agora 36.316 m2 yer kaplar; batı portiği 298 m, doğu portiği 268 m, genişliği 128 m'dir. Augustus'tan Diocletianus'a dek tapınakların ve sunakların bulunduğu bir temenos, yani kutsal alandı. 4. yüzyıldan sonra yalnızca agora olarak düzenlendi; Athena ve Zeus tapınakları sökülüp blokları portik düzenlemelerinde kullanıldı.

Tapınak A, caddenin kuzeyinde 58 x 42,33 m'lik portiklerle çevrili bir avlunun ucunda yükselir. 27,75 x 13,60 m ölçüsündeki Korinth düzenli bu tapınak prostylostur, yani ön cephesi sütunludur. Artemis, Apollon ve imparator kültüne adanmış, M.S. 2. yüzyılda yapılmış ve Diocletianus döneminde onarılmıştır. Buluntular yapının hem tanrılara hem imparator kültüne hizmet ettiğini gösterir.

Laodikeia Kilisesi

Kilise Tapınak A'nın hemen doğusunda, Suriye Caddesi'ni Kuzey Tiyatro'ya bağlayan sokak üzerindedir. Biri doğuya, beşi kuzeye, beşi güneye bakan toplam 11 apsisi vardır. Naosun, yani ana mekânın orta nefi opus sectile (kesilmiş renkli taşlarla yapılan döşeme), yan neflerinin zemini ise mozaiktir. Kuzeydoğu köşedeki vaftizhanede haç planlı bir havuz bulunur. Yapı, Hristiyanlığın serbest bırakılmasından sonra Büyük Constantinus zamanında (M.S. 306-337) yapıldı ve 7. yüzyıla dek kullanıldı.

Çeşmeler, A Evi ve agora-hamam grubu

Septimius Severus Çeşmesi (A Nymphaeumu) iki katlıdır, 41,60 x 14,30 m boyutlarındadır ve 494 depremine kadar kullanıldı. Caracalla Çeşmesi, imparatorun 215'teki ziyareti onuruna Suriye Caddesi ile Stadyum Caddesi'nin kesiştiği köşede yapılmıştır; mermer korkuluğunda Zeus'un Ganymedes'i kaçırışı ve Theseus'un Minotauros'u öldürmesi gibi sahneler işlenmiştir.

A Evi'nin kazısı 2006'da başladı, 2010'da tamamlandı. 2000 m2'lik adada üç peristil avlusunun (sütunlarla çevrili iç avlu) çevresinde 47 mekân, 5 dükkân ve 2 koridor açıldı. Güneyde Merkezi Agora 112 x 60 m, arkasındaki Merkezi Hamam 89,60 x 57,60 m ölçüsündedir ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenir. Doğu girişte M.S. 84-85'te Prokonsül Frontinus'un Domitianus'a ithaf ettiği Suriye Kapısı ile 5. yüzyıl başına ait Doğu Bizans Kapısı ve çeşmesi yer alır.

Kazı çalışmaları

Kenti 1775'te Chandler, 1830'larda ve 1840'larda Weber, ardından Fellows, Hamilton, Texier ve başka gezginler ziyaret etti; Weber kentin ilk planını çizdi. Laval Üniversitesi adına Des Gagniers 1961-1963'te Caracalla Çeşmesi'ni kazdı, 1992'de Haşim Yıldız Suriye Caddesi'nde kısa bir kurtarma kazısı yaptı. G. Traversari başkanlığındaki Venedik Ca' Foscari ekibi 1995-2002 arasında yüzey araştırması yürüttü ve yeni bir topografik harita çıkardı.

Sistemli kazı 2002'de Denizli Müzesi başkanlığında, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nün katılımıyla başladı. 2003'ten beri Prof. Dr. Celal Şimşek'in başkanlığında geniş kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. 18 Ağustos 2008'de Denizli Belediyesi ile imzalanan protokolden sonra kazı giderlerinin büyük bölümünü belediye karşılıyor. Son yıllarda Batı Tiyatrosu, Kuzey Agora, Bouleuterion (kent meclisi binası) ve Güney Agora'da çalışılıyor.

Mitoloji ve antik yazarlar

Kentin kurucu baş tanrısı Zeus Laodikeus'tur; Zeus Aseis ve Isis kültleri de görülür. Strabon, Laodikeia'da çok yumuşak, kuzguni siyah yünlü koyunların yetiştirildiğini ve bu yünün Miletos yününden üstün sayıldığını yazar. Vitruvius yumuşaklığı bölgenin suyuna bağlar. Trimita adlı tunikler o kadar ünlüydü ki kent bir dönem Trimitaria diye anıldı. Diocletianus'un 301 tarihli Fiyat Fermanı da Laodikeia kumaşlarını anar.

Ziyaret

Ören yeri Goncalı Mahallesi'ndedir. Müzekart yalnızca T.C. vatandaşları için geçerlidir; güncel saat ve ücret için resmi müze sayfasına bakın. Yakında Honaz Dağı Millî Parkı da gezilebilir.

Sık sorulan sorular

Laodikeia nerede?
Denizli'nin Pamukkale ilçesinde, Goncalı Mahallesi çevresindedir. Lykos (Çürüksu) Nehri kıyısında yer alır, yerin bugünkü adı Eskihisar'dır.
Laodikeia'yı kim kurdu?
Seleukos kralı II. Antiokhos, M.Ö. 261-253 arasında eşi Laodike'nin adını vererek kurdu.
Laodikeia neden Yedi Kilise arasında sayılır?
Yeni Ahit'te adı geçen yedi Asya kentinden biridir. Kentteki 11 apsisli kilise Büyük Constantinus zamanında yapıldı ve 7. yüzyıla dek kullanıldı.
Kentte hangi büyük yapılar var?
285 x 70 m'lik stadyum, iki tiyatro, sütunlu Suriye Caddesi, Kuzey Agora, Tapınak A, çeşmeler, Merkezi Agora ve Hamam ile 11 apsisli kilise başlıca yapılardır.
Laodikeia neden terk edildi?
Kent defalarca depremle yıkıldı; M.S. 494 depremi onu tümüyle harap etti. 7. yüzyıl başındaki deprem, Arap akınları ve bozulan su yolları halkı güneydeki Denizli-Kaleiçi ve Hisarköy'e taşıdı.
Laodikeia neyle zenginleşti?
Yol kavşağındaki konumuyla ticaretten, özellikle yün ve tekstilden kazandı; mermer, tahıl ve canlı hayvan ticareti de önemliydi. Trimita denen tunikleri ünlüydü.
Kaynaklar (19)

Fotoğraf kaynakları