Çatalhöyük

Türkiye Höyük UNESCO

Çatalhöyük

Fotoğraf: Kemal KOZBAEV

Çatalhöyük, Konya Ovası'ndaki iki höyükte yaklaşık 9000 yıl önce kurulmuş Neolitik yerleşimdir; sokaksız, çatıdan girişli evleri ve duvar resimleriyle 2012'de UNESCO listesine girdi.

Son güncelleme:

Çatalhöyük, Türkiye, Konya konumunda bulunan bir yerdir (Höyük). Başlıca dönemleri: Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne 2012 yılında alınmıştır.

Çatalhöyük'te sokak yoktu. Dörtgen kerpiç evler birbirine yaslanarak arı peteği gibi öbekler oluşturur, insanlar evlerine çatıdaki bir delikten ahşap merdivenle girer, komşuya düz damların üstünden yürüyerek giderdi. Konya Ovası'ndaki bu yerleşim yaklaşık 9000 yıl önce küçük bir köy olarak kuruldu, zamanla birkaç bin kişilik bir topluluğa dönüştü ve yaklaşık 2000 yıl boyunca iskân gördü. Alan, ovadan yaklaşık 20 m yükselen iki höyükten, yani yüzyıllar boyunca üst üste inşa edilen yapı artıklarının oluşturduğu tepelerden oluşur. 2012'de UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmiştir.

Konum

Çatalhöyük, Konya'nın Çumra ilçesi sınırlarındadır; Çumra'nın yaklaşık 10-12 km kuzey-kuzeydoğusunda, Küçükköy yakınında bulunur ve Konya'ya yaklaşık 60 km uzaklıktadır. Adını, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan höyüğün çatallı görünümünden alır. Doğu höyüğün en yüksek noktası deniz seviyesinden 1.020,3 m'dir. Höyüklerin çevresi bugün düz, kurak ve yoğun biçimde ekilen bir ovadır; ağaçsız olduğu için çevredeki başka höyükler de uzaktan seçilir. Tarih öncesinde ise yerleşimin dibinde bugün kuru olan Çarşamba Çayı akardı.

Yerleşimin öyküsü

Buzul çağı sonlarında, M.Ö. 13.000-11.500 dolaylarında, Konya Ovası'nı dolduran göl kurumaya başladı; M.Ö. 9500'e doğru daha sıcak ve nemli bir iklim toprağı tarıma elverişli hale getirdi. Doğu höyükte M.Ö. 7400-6200 arasına tarihlenen 18 Neolitik (Yeni Taş Çağı) yerleşim düzeyi saptanmıştır. Batı höyük ise M.Ö. 6200-5200 arasındaki Kalkolitik (Bakır-Taş Çağı) düzeylerden oluşur ve doğudaki geleneğin devamını yansıtır. Batı höyüğün iskânı, doğu höyüğün son evreleri sürerken başlamıştır. Yerleşim önce küçük yerel topluluklardan büyük bir köy-kente dönüştü; nüfusun 3.000 ile 8.000 arasında olduğu tahmin edilir. Çevredeki obsidiyen yatakları alet yapımı için değerli bir hammaddeydi ve obsidiyen Kıbrıs, İsrail, Filistin ve Mezopotamya'ya ihraç edildi.

Evler yüzyıllar boyunca eskilerin üzerine yeniden yapıldı, ocaklar neredeyse hep aynı yerde kaldı. Yine de ayrıntılara bakınca sürekli bir yeniden düzenleme görülür: fırınlar ve ocaklar odanın bir ucundan öbürüne taşındı, kerpiç tuğlalar zamanla küçüldü. Yerleşimin en yoğun evreleri doğu höyükte VII. ve VI. düzeylerdir; çömlekle yemek pişirme VII. düzeyde yaygınlaştı ve gömülerin çoğu bu iki düzeydeki evlerde bulunur. VI. düzeye kadar yabani sığır eti sofralarda önemli bir yer tutuyordu. M.Ö. 6. binyılda doğu höyük kuzeyden başlayarak yavaş yavaş terk edildi. Her iki höyükte de Klasik ya da Bizans çağı yerleşimi bulunmaz, yalnızca Bizans dönemine ait gömüler ve çöp çukurları vardır.

Neler görülür

Evler ve yerleşim düzeni

Yerleşimin temel yapı birimi dörtgen planlı, yoğun biçimde kümelenmiş kerpiç evlerdir; şimdiye kadar 166 ev kazılmıştır. Evler arasında çöp alanları vardır. Her ev kendi duvarlarına sahiptir; yeni bir ev ihtiyaç duyuldukça yanına eklenmiştir. Evin odalarında dörtgen ocaklar, 10-30 cm yüksekliğinde sekiler ve duvar nişleri bulunur; yan odalar genellikle depo olarak kullanılır. Duvarlar sıvalıdır, sıva beyaza boyandıktan sonra üzerine sarı, kırmızı ve siyah resimler yapılmıştır. Kente ait bir sur kalıntısı yoktur.

Batı höyükte evler iki katlı ve payandalı duvarlıdır; ortada alçı sıvalı ve ortasında ocak bulunan bir oda çevresinde sıralanan, daha büyük ve çok odalı yapılardır. Her evde üretimin izleri görülür, ama büyük kamu yapısı, tören merkezi, özel üretim alanı ya da mezarlık kanıtı bulunmamıştır. Bu durum toplumun büyük ölçüde eşitlikçi bir temelde örgütlendiğini düşündürür. Daha fazla sanat içeren ve daha uzun yaşayan bazı evler ise tören merkezi görevi görmüş olabilir.

Duvar resimleri, kabartmalar ve heykelcikler

1960'larda ortaya çıkarılan duvar resimleri beyaz, kireçli kil sıva üzerine yapılmıştır. İnsanları, yırtıcı kuşları ve yaban hayvanlarını av ve tuzak sahnelerinde gösterirler; yabani boğalar birkaç yapının kuzey duvarında ana motiftir. Boynuzlu boğa kafatasları (bukranyon), kil kabartmalar ve duvardan çıkıntı yapan kabarcıklar da dikkat çeker: bu çıkıntıların içinde tilki ve gelincik dişleri, yaban domuzu çeneleri, ayı pençeleri ve akbaba gagaları bulunmuştur. Hayvanların ritüellerde önemli yer tuttuğu anlaşılıyor. Duvarlardaki akbabalarla başsız insan figürlerinin ölü gömme gelenekleriyle ilgili olduğu sanılır: ölünün etini akbabaların temizlediği, kemiklerin hasır örtüye sarılarak ev içindeki platformların altına gömüldüğü düşünülür. En gelişmiş resimler 7. ve 5. yapı katlarındadır. Batı höyükte duvar resmi ya da kabartma bulunmaz, ama aynı imgeler çömlek ve taş kaplar üzerinde sürer.

Pişmiş toprak ve taştan yapılmış, 5-15 cm boyundaki heykelcikler iri göğüslü ve kalçalı kadınları gösterir. Yaban hayvanlarının arasında tahtta oturan kadın heykeli uzun süre ana tanrıça kültüne kanıt sayıldı. Yeni araştırmalar ise kadın ve erkeğin toplumsal konumlarının birbirinden çok farklı olmadığını gösteriyor; anaerkil toplum varsayımı bu yüzden artık savunulmaz hale gelmiştir.

Gömüler ve buluntular

Gömülerin çoğu ev zeminleri ve platformların altındadır; 400'den fazla gömü kazılmıştır. Ölüler genellikle büzülmüş biçimde, kumaşa sarılı olarak yatırılmış, yanlarına boncuk, kolye, kap gibi armağanlar bırakılmıştır. Bazı çukurlarda 10'dan fazla iskelet vardır. Kemik aletler, renkli taşlar, taş baltalar ve deniz kabuğundan boncuklar da ölü armağanları arasındadır. Başka buluntular arasında çömlek, obsidiyen bıçak ve ok uçları, sepetler, kil toplar, taş kaplar ve damga mühürler sayılır. Pişmiş kilden yapılıp boyanan damga mühürler, Yakın Doğu'da M.Ö. 8000-5000 arasından kalan mühürler içinde ayrı ve belirgin bir grup oluşturur.

Kazı çalışmaları

James Mellaart 1951'de Konya Ovası'nda ilk sistematik yüzey araştırmasını yaptı; 1958'de David French ve Alan Hall'la birlikte Çatalhöyük'e gidip kerpiç yapıları ortaya çıkardı. Höyük aynı yıl Türk yasalarınca anıt olarak tescil edildi. Mellaart 1961-1965 arasında kazı yaptı ve yaklaşık 160 yapıyı açığa çıkardı. Ardından alan 1993'e kadar kazısız kaldı. O yıl Ian Hodder'ın başkanlığında uluslararası Çatalhöyük Araştırma Projesi başladı ve 2018'e dek sürdü; bu ikinci dönem çevre, cinsiyet ilişkileri, aile yapısı, mitoloji ve gündelik yaşam üzerine önemli sonuçlar verdi. Kazılar şimdi Pamukkale Üniversitesi'nden Ali Ozan'ın yönetiminde sürüyor. Kazılan bölümler alanın %10'undan azdır; doğu höyüğün üzerine iki büyük koruma barınağı kurulmuştur. Ziyaretçi merkezi, kazı evi ve deneysel ev ise mülk sınırlarının dışındadır.

Buluntular Konya Arkeoloji Müzesi'ndedir; bir bölümü sergilenir, öbürleri depolarda korunur. Mellaart'ın tapınak olarak yorumladığı yapılardan biri Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne taşınmış ve orada sergilenmektedir; heykelciklerin seçkin örnekleri hem Ankara'da hem Konya'da görülebilir.

UNESCO ve koruma

Çatalhöyük 2012'de (liste no. 1405) ölçüt (iii) ve (iv) ile listeye alındı. Ölçüt (iii), Orta Anadolu'da ilk tarım yerleşimlerinin köyden kent merkezine dönüştüğü ve bunu büyük ölçüde eşitlikçi ilkelerle yaptığı anı belgeleyen ender bir tanıklığa dayanır. Ölçüt (iv), sokaksız ve çatıdan girişli ev kümelerini Neolitik çağa özgü seçkin bir yerleşim tipi sayar. Mülk 37 ha, tampon bölge 147,74 hektardır. Alan 2863 sayılı Kanun'la en üst düzeyde anıt olarak korunur ve 1981'de koruma alanı olarak ulusal envantere işlenmiştir; kazı alanlarının üzerindeki barınaklar yağış ve erozyonun etkisini azaltır.

Ziyaret

Müzekart T.C. vatandaşları için geçerlidir. Saatler, gezilebilen bölümler ve ücretler değişebildiğinden gitmeden önce resmi duyurulara bakın.

Sık sorulan sorular

Çatalhöyük nerede?
Konya'nın Çumra ilçesi sınırlarında, Küçükköy yakınında; Çumra'nın yaklaşık 10-12 km kuzey-kuzeydoğusunda, Konya'nın ise yaklaşık 60 km güneydoğusundadır.
Çatalhöyük kaç yaşında?
Doğu höyükteki 18 Neolitik düzey M.Ö. 7400-6200'e, batı höyükteki Kalkolitik düzeyler M.Ö. 6200-5200'e tarihlenir. Yerleşim yaklaşık 9000 yıl önce küçük bir köy olarak kuruldu.
Çatalhöyük neden UNESCO Dünya Mirası?
2012'de (no. 1405) ölçüt (iii) ve (iv) ile listelendi. Sokaksız, çatıdan girişli ev kümeleri ve duvar resimleri ile kabartmalar, eşitlikçi bir Neolitik yerleşimin tanığı sayılır.
Çatalhöyük'te evlere nasıl girilirdi?
Çatıdaki bir delikten ahşap merdivenle. Evler bitişik yapıldığı için sokak yoktu ve insanlar düz damlar üzerinden ilerlerdi.
Çatalhöyük anaerkil bir toplum muydu?
Yeni araştırmalar kadın ve erkeğin toplumsal konumlarının çok farklı olmadığını gösteriyor. Bu yüzden anaerkil toplum fikri artık geçerli sayılmıyor.
Çatalhöyük'ü kimler kazdı, buluntular nerede?
James Mellaart 1960'larda, ardından 1993-2018 arasında Ian Hodder'ın projesi kazdı; şimdi Pamukkale Üniversitesi'nden Ali Ozan yönetiyor. Buluntular Konya Arkeoloji Müzesi'nde ve Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde.
Kaynaklar (13)

Fotoğraf kaynakları